|
![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri Önderligimiz, genclik ve Savunma gücleri ile ilgili Hersey...BURADA YAYINLANACAK HER KONU VE MESAJ YÖNETICI KONTROLÜNDEN GECECEKITR.... |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
XebatKareApoci>
![]() Üyelik tarihi: Sep 2008
Üye No: 3
Mesajlar: 3,007
Konular: 2139
Referanslari: 34
Arkadaslari: (26)
Nerden: KüRDiSTaN
Meslek: MiLiTaN
Interests: Apoci Gençliği
Biyografi: Apoci
Yaş: 22
Cinsiyet: erkek
Kullandigi Tesekkür: 441 Aldigi Tesekkürler: 1,481
Tecrübe Puanı: 150
Aldigi Puanlar: 9768 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: Dün :
23:06
Toplam Online Süresi: 1 Hafta 4 Saat 8 Dakika 9 Saniye
|
Abbas Arkadaş GERİLLA MÜCADELEMİZİN İLK GERİLLA ADIMLARI Filistin sahasına ilk olarak Temmuz 1979’da önder APO geçti. Geçiş nedeni güvenlik koşullarıyla birlikte hareketin dış alanda özellikle Filistin sahasında imkânlarını arttırmaktı. Çünkü o dönemde Ortadoğu’nun direniş merkezi Filistin’di. Yetmiş iki milletinden demokratik halk güçleri Filistin kurtuluş hareketinin imkânları çerçevesinde eğitim görüyor, hem Filistin mücadelesine destek sunuyor hem de kendi ülkelerindeki direniş hareketlerini buradan aldıkları güce dayanarak örgütlemeye çalışıyorlardı. Eğitim için bizim ilk grubumuz Eylül 1979’da, Filistin sahasına gitmeye başladı. Bu on beş civarında bir arkadaş grubuydu. Askeri alan açısından seçilmiş kişilerdi. Hemen hepsi mevcut örgütlülük içerisinde bölge askeri sorumluları olan arkadaşlardı. Daha sonra 79 Aralık’ı ve 80 başında ocak, şubat aylarında özellikle partimize yönelik askeri operasyonların ve tutuklamaların yoğun olarak arttığı bu süreçte önder APO’nun talebi doğrultusunda daha çok kadro adayı, Lübnan-Filistin sahasına aktarıldı. 80 baharında belli bir kadro gücü bu sahada birikmiş oldu. Ben yurtdışına 22 Nisan 1980’de çıktım. Filistin’deki eğitim kamplarına mayıs başında gittim. Benim gittiğim Lübnan güneyindeki demor kasabasında bulunan demokratik cephenin askeri eğitim kampıydı. Orada 7–8 kişilik bir arkadaş grubu eğitim görüyordu ve esas olarak eğitimlerini belli düzeyde geliştirmişlerdi de. Biz üç kişilik bir grup olarak bu arkadaşlara eklendik. 80 yaz başında Ağustos’a kadar askeri eğitimimizi bu kampta yaptık. Bir eğitim devresi biçiminde, askeri eğitim devresi biçiminde sürdürdük. Orada eğitimi bizim arkadaşlarımızdan birisi veriyordu. Daha önceki gruplardan askeri eğitim görmüş olan arkadaşlardandı. Belli bir tecrübe ve birikim edinmişti. Kampı idare eden Filiskin’li görevlilerin nezaretinde ama esas olarak kendi askeri eğitimimizi kendimiz yaptık. Yani daha önce eğitim görmüş olan arkadaşımız bize eğitim verdi. Gelişmeleri her dersin tamamlanışını Filiskin’li öğretmenlere rapor etti. Zaman zaman onlarda nezarette bulundular yaptığımız eğitime, ama dersleri dil sorunu da gereği daha rahat olduğu için bizim arkadaşımızın vermesi uygun oluyordu ve biz öyle tamamladık. Bizden önceki devreler tercüman aracılığıyla Filiskin’liler tarafından eğitilmişlerdi. Tercüman sıkıntısı da olunca eğitimlerde belli bir zorluk içinde geçmişti. Başlangıçta yeterince hazırlık içerisinde olunmaması, birden bire pratiğin içine girilmesi böyle bir durumu yaratmıştı. Elbette ciddi bir durumdu. Askeri eğitim yapılıyor, silah ve bomba kullanımı öğreniliyor, sürekli pratik tatbikat yapılıyor, kullanılıyor. Dil bilinmezse hem yeterince öğrenme imkânı olmuyor hem de tehlike arz ediyor. Nitekim bazen böyle kazalar o dönemdeki eğitimlerde yaşandı. O dönemde 15–20 eğitim kampımız vardı. Yani giderek daha çok böyle bir düzeye ulaştı. İlk gidiş tek bir kampta eğitim görme biçiminde olmamış arkadaşların verdiği bilgiye göre, ilk grubumuzda birkaç kampa bölünmüş ve o temelde eğitim görmüştü. Bizim gittiğimizde ilk grubun eğitimi tamamlanmış ülkeye dönme hazırlıkları yapıyorlardı. Çoğunluğu kamplardan çekilmiş Beyrut’ta ülkeye dönüş hazırlıkları içerisindeydiler. İlk eğitimler Filistinli öğretmenler tarafından yapıldığı gibi Arap ya da başka topluluklarla da birlikte yapılmıştı. Bir eğitim şubesi içerisinde birkaç başka halktan da gelmiş gençler askeri eğitim görmüşlerdi. Böylece bu durum bir yandan zenginlik, daha farklı güçleri tanıma şeyini yaratırken elbette belli sorunlar dil sorunları, kültür sorunları gibi sorunları ortaya çıkarıyordu. Ayrıca Filistin kampları Lübnan koşullarında sürekli İsrail’in baskısı altında bulunuyorlardı. İsrail uçaklarının her zaman saldırıları gerçekleşebiliyordu. Yine Beyrut bir çatışma alanıydı. Zaman zaman çevreye de taşıyor, Lübnan içerisindeki gruplar birbiriyle çatışıyorlardı. Bu Filistin örgütlerinin de bu çatışmalara katılması gibi bir durumu yaratabiliyordu. Bu anlamda çatışmalı, gergin, sürekli İsrail baskısı altında bir durum vardı ve eğitim böyle bir ortamda gerçekleşti. Filistin örgütlerinin Sovyetler birliği ve sosyalist blok ile bazı Arap devletlerinden aldıkları imkânlar vardı. Eğitim araç-gereçleri silah, mühimmat bakımından belli bir düzeydeydi. Yine yiyecek-giyecek sorunları çok fazla olmuyordu. Onlar önemli destek görüyorlardı. Dolayısıyla bizde o imkânları bir savaşçı olarak kullandık. Her ne kadar örgütsel ilişki kurmuş olsak PKK grupları biçiminde kamplara yerleşsek de 82 İsrail’in, Lübnan’ı işgalini gerçekleştiren savaşa kadar, Lübnan-Filistin sahasındaki bulunuşumuz resmiyette bireysel savaşçılar konumundaydı. Çünkü birçok toplumdan gelmiş savaşçılar vardı. Eğitim kamplarına girmişler, eğitim görüyorlardı hem Filistin mücadelesine destek veriyorlar hem de kendilerini eğitiyorlardı. Yani böyle Filistin kurtuluş hareketinin farklı cepheleri biçiminde örgütlenmiş olan birçok halktan katılmış bir savaşçı topluluğu mevcuttu. Dolayısıyla birer Filistin savaşçısı olarak eğitim imkânlarından yararlanma o dönemde söz konusu oldu. Örgütsel çalışma sorun yaratıyordu. Her şeyi kendileri planladıkları için ve o da sadece askeri eğitimle sınırlı olduğu için örneğin, ideolojik eğitim yapmaya fazla imkân olmuyordu. İlk devrelerimiz bu anlamda çok zorlanmışlardı. Daha sonra kendi gücümüzle eğitim yapar hale gelince eğitimi kendi arkadaşlarımız verir ve eğitim grubu sadece bizim arkadaşlardan oluşunca askeri eğitim yanında, ideolojik, siyasi eğitim programı oluşturma imkânımız da oldu. Tabi ki o bir avantajdı. Daha önceki durum ciddi biçimde zorlayıcı oluyordu. Diğer yandan hem askeri hem de ideolojik eğitimi daha yeterli kılabilmek için uygun kamplarda yerlerde ve yeterli bir bileşim içinde olmamız kuşkusuz gerekiyordu. Bizim örgüt çalışmamız açısından gerekliydi. Filistin örgütleri için ise kendi planları dâhilinde kamplara dağılmak gerekiyordu. Bu durum 80–81 yıllarında önemli zorluklar, çelişkiler ortaya çıkardı. Askeri açıdan kendi mevzilenmelerine göre onlar haklıydılar, Kürdistan’da mücadeleyi geliştirme hazırlanan örgüt olmamız itibariyle elbette biz kendi açımızdan haklıydık. Zaman zaman bu durum tartışmalara gerginliklere neden oldu. Bunun zorlukları yaşandı. Kuşkusuz ister başka gruplarla ortak eğitim görmüş olalım ister, kendi eğitimimizi bir kampta yapalım ki o kampta başkaları da bulunuyor ve bunlar Filistin kampı oluyor. Orada yaşam ve çalışma Filistin örgütlerinin plan ve düzenlemesine göreydi. Yaşamın yeterince parti ölçüleriyle disiplinli olmaması bizi zorluyordu. Çünkü her türlü insan vardı ve parti kadrosu değillerdi. Sıradan savaşçılardı. Zorlayıcı davranışlar, yaşam tutumları ortaya çıkabiliyordu. Bu zorlayıcı bir etkendi. Diğer yandan belirttim, sürekli bombardıman olduğu için askeri eğitimler zaman zaman kesilebiliyordu. Kamplar sık sık bombalanıyordu. Nitekim Beyrut’taki bir bombalamada Abdülkadir Çubukçu arkadaş şehit düştü. Birde eğitim ve çalışma iç içeydi tabi. Yani o kampın işlerini ve o çevrede örgütün planladığı işleri kampta bulunanlar yapmak durumundaydılar. Bazen tünel kazıyorlardı bazen füze yerleştiriyorlardı. Özellikle bizim kampta o tür çalışmalar çok yoğun vardı. Bu bakımdan eğitim gördüğümüz kadar birer amele gibi çalıştık ta aslında. Yaz sıcağında tünel kazımı yaptık. Taş, toprak çektik, füze taşıdık. Etrafı düzenledik, temizledik. Bunları yaparken çok zorlanmadık kuşkusuz istekle yaptık. Fakat elbette ki, eğitim yanında bir de iş yapma, çalışma kendimizi zorlama anlamına geliyordu. Böyle zamanımızı onunla tüketmeyi ifade ediyordu. Bununda eğitim çalışmaları açısından belli bir sınırlandırıcılığı oldu. Bunun dışında bize ait bir imkân yoktu kuşkusuz, her şey eğitim kampında ve o örgütün imkânlarıydı. Silahta, cephanede, kullandığımız malzemelerde ve izin verildiği kadar bunlar olabiliyordu. Yine yeme-içme de o kampın ölçülerine göre yapılıyordu. Zaten partimizin herhangi bir maddi ya da eğitim imkânı yoktu. Olsa da herhalde farklı bir çalışma ortaya çıkmazdı. Yani Lübnan-Filistin ortamının eğitim sistemi oydu ve biz öncelikle onu almak oradan başlamak durumundaydık. devam edecek... |
![]() Bi Can Bi Xwin Em Bi Terane Ey SEROK ![]() xebatkare kurdistane: xebat_63 |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| gerilla | Nazlican | Şiirler | 0 | 09-29-2008 03:29 |
| GeriLLa resimler | хέzάℓ | Wêne (Resim) | 1 | 09-21-2008 22:54 |
| Gerilla resimleri | хέzάℓ | Wêne (Resim) | 1 | 09-21-2008 22:53 |
| Gerilla | хέzάℓ | Wêne (Resim) | 1 | 09-21-2008 22:47 |
| Gerilla Bir Annenin Gerilla Oğluna Sözleri | DengeAmed | Sizden Gelen Siir`ler | 0 | 09-20-2008 23:01 |
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® JiyanBoard Version
Copyright ©2007 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
|
![]() |