FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   JiyanBoard.org > Özgür Ülke -Siyasi Serbest Kürsü - Gündem - Haberler > ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri
Kayıt ol CezalilarTüm Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri Önderligimiz, genclik ve Savunma gücleri ile ilgili Hersey...BURADA YAYINLANACAK HER KONU VE MESAJ YÖNETICI KONTROLÜNDEN GECECEKITR....

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Aktif savunma üst bir düzeye geçmenin ilanidir
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
16

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-01-2008, 18:39   #1 (permalink)
XebatKareApoci
 
xebat_63 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Üye No: 3
Mesajlar: 3,007
Konular: 2139
Referanslari: 34
Arkadaslari: (26)
Nerden: KüRDiSTaN
Meslek: MiLiTaN
Interests: Apoci Gençliği
Biyografi: Apoci
Yaş: 22
Cinsiyet: erkek
Kullandigi Tesekkür: 441
Aldigi Tesekkürler: 1,481
Tecrübe Puanı: 150
Aldigi Puanlar: 9768
xebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: Dün :   23:06 
Toplam Online Süresi: 1 Hafta 4 Saat 8 Dakika 9 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart Aktif savunma üst bir düzeye geçmenin ilanidir

Şahin Cilo

AKTİF SAVUNMA SALT MEŞRU SAVUNMA SAVAŞIMIZ İÇİN DEĞİL, TÜM ÖZGÜRLÜK HAREKETİMİZ İÇİN YENİ VE DAHA ÜST BİR DÜZEYE GEÇMENİN İLANIDIR

Önder APO’nun yaşamına kast edilen zehirlenme olayı, Kürt özgürlük hareketine karşı şimdiye kadar yürütülen en kapsamlı imha hamlesinin startıydı. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı 15 Ağustos 1984’ten bugüne kadar, Türk devletinin yürüttüğü kirli savaşın bu altıncı imha hamlesi oluyor. Türk devleti tarafından büyük umutlar bağlanan ve kendi açısından kesin sonuçlara ulaşmak istediği 2007 yılının Bahar ve Yaz aylarını geride bırakıyoruz. Sonbahar aylarına giriyoruz. Geride bıraktığımız aylar, Türk özel savaş organları ve askeri aygıtlarının günümüze kadar hareketimize karşı yürüttüğü en şiddetli saldırılara tanık olurken, önümüzdeki Sonbahar aylarında da bu saldırı temposunun giderek artacağı görülüyor.
Kürt Özgürlük Hareketi, karşılaştığı saldırılara karşı yılın ilk yarısında belki de mücadele tarihimize karşı saldırıları boşa çıkartmak için ve yıllarca büyük bedellerle kazandığı mevzileri korumak için, büyük direniş halkaları sergiledi. Kahramanlıklar gösterdi. Ve mevcut gelişmeler gösteriyor ki, yılın kalan son dönemi de daha kapsamlı direnişler ve kahramanlıklar göstermekten geri durmayacaktır. Hem Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin hem de düşman açısından kritik ve belirleyici öneme sahip olan 2007 yılında ki mücadele henüz bitmemiştir. Yürütülen savaşım devam etmektedir. Bu savaşımın sonucunu Sonbahar ayları belirleyecektir.
Doğa Kış’ın donmuş koşullarına teslim olmadan, Sonbahar aylarında son verimliliğini göstermektedir. Biriktirdiği meyveleri vermektedir. Ne kadar emek verilmişse, hazırlıklar yapılmışsa sonuçları Sonbahar da ortaya çıkmaktadır. Diğer bir anlamda, yılın son hasattının yapıldığı dönemdir. Ürünlerin toplandığı aylardır. Aynı gerçek siyasi alanda da geçerlidir. Siyasi oluşumlar da yıl boyunca verdikleri mücadeleleri yılın sonunda sonuçlandırmayı hedeflerler. Ve yıl boyunca içinden geçtiği süreçler, yaşadığı inişli çıkışlı gelişmeler, verdiği yoğun mücadele siyasi sezonun sonunda büyük emekler vererek, olağan üstü çaba sarf ederek gelişmeleri kendi lehlerine çevirmeye dönük çaba verirler. Bu gerçek savaşın her iki tarafı için geçerlidir.
Eylül ayı Sonbahar’ın girişidir. Ve mevsimin rengini belirlemede ki ilk işaretleri içinde barındırır. Bu gerçek doğa da olduğu gibi, siyasal ve toplumsal alanda da geçerliliğini korur. Taraflar yılın sonuçlarını kendi lehine çevirmek için, çoğu zaman Eylül aylarında stratejik kararlara gitmiştir. Dolayısıyla, Eylül ayını tek yönlü değerlendirmek yeterli olmayacaktır. Ve sanıldığı gibi, Eylül ayı salt barış ayı değildir. Bağrında savaşı ve barışı beraber taşımaktadır. Hangi olgu ağır basarsa o, öne çıkmaktadır. Eylül ayı karanlık ve aydınlık güçlerin gerçeğini en iyi ortaya koyan aydır. Aynı zamanda, savaşımlarını en yalın biçimiyle ortaya çıkarır.
Elli milyon insanın canına mal olan ve neredeyse bütün dünya uygarlığını tehlikeye sokan, büyük ölçüde yıkan 2. Dünya savaşı, uzun hazırlıklar sonucu ve planlı biçimde 1 Eylül’de patlak verdi. Yine dünyada savaşın bir daha yaşanmaması için ve insanlığın yaşadığı acılara son vermek umudu ile uluslar arası camia tarafından aynı gün ‘Dünya Barış Günü’ ilan edildi. Buna rağmen, Eylül ayı günümüze kadar hem savaşlara hem de barışa yol açan adımlara tanık olmaktadır. Bazen karanlık güçler galip gelerek, savaş ağır basmakta ve bazen de aydınlık güçler ve insanlık değerleri galip gelirken, barışa yol açan adımlar atmaktadır.
Bugün mevcut koşullarda Ortadoğu Eylül ayından başlayarak, önümüzdeki süreçte 2007 yılının sonuçlarını belirlemek amacıyla önemli kararlar vereceği görülmektedir. Bir yandan, ABD başkanı GEORGE W. BUSH, Irak’ta yürüttüğü savaşla ilgili devam edip etmeyeceğini netleştirecektir, diğer yandan Türkiye’de yenilenen yönetim Kürdistan’da şu anda yürüttüğü politikasını devam ettirecektir. Sonuç şu anda belli gibidir. Kararı, savaşın devam etmesinden yana olacaktır. Dolayısıyla, Ortadoğu da önümüzdeki aylar da barış değil, savaş, kan, barut egemen olacaktır.

Eylül ayı, gerçeğin en yalın biçimi olarak Kürdistan’da kendini göstermektedir. 98 Eylül’ünden günümüze kadar yaşanan Eylül gerçekleri bunu ortaya koymaktadır. Bir yandan Kürt halkı ve ÖNDER APO tarafından sürekli geliştirilmek istenen barış umutları ve diğer yandan buna terörle ve imha girişimleriyle cevap veren Türk devletidir. Eylül ayında insanlık ve aydınlık değerlerini temsil eden 1 Eylül gerçeği karanlık ve gericiliği temsil eden, 12 Eylül gerçeği savaşmaktadır. Ve bu savaş günümüze kadar sürmektedir. Bir yandan, 98 1 Eylül’ün de ilan edilen ateşkes ve cevap olarak verilen insanlık dışı uluslararası komplo gerçeği. Güçlerimizin yurt dışına çıkış günü olan ve Önderliğimiz tarafından ‘Gül Bayramı’ ilan edilen 2 Ağustos gerçeği. Ve cevabı olarak geri çekilen gerilla güçlerine karşı yürütülen imha operasyonu, bir aylık eylemsizlik kararı olan 20 Ağustos gerçeği ve aynı yılın Eylül’ünde geliştirilen kapsamlı operasyonlar ve en sonda 2006 Eylül’ünde ilan edilen 1 Ekim ateşkes gerçeği oluşmaktadır. Ve ona cevaben geliştirilen ÖNDER APO’ ya karşı, insanlık dışı zehirleme olayı gerçeğidir. Anlaşılıyor ki, Kürdistan’da aydınlık ve barış güçleri tümüyle galip gelene kadar Eylül ayının bu gerçeği böyle devam edecektir.
Son iki yılın Sonbahar dönemleri ÖNDER APO tarafından barış aylarına çevrilmek istendi. Ve daha doğrusu barış umudu geliştirmek amacıyla hareketimiz pasif savunma konumunu tercih etti. Ve bugüne kadar sürdürdü. Mevcut gelişmeler gösteriyor ki, önümüzde ki Sonbahar farklı olacaktır. Pasif savunma konumu yeterli görülmeyecektir. Kapsamlı imha konseptini sonuca vardırmak isteyen Türk devletine karşı, Kürt Özgürlük Hareketi de aktif savunma konumuna geçecektir. Ve 2007 yılında sergilediği büyük direnişler, verdiği büyük bedellere bağlı kalınarak, yılın son günlerine kadar mücadele temposunu yükseltecektir. Ve yılı kendi lehine sonuçlandıracaktır. Dolayısıyla 2007 yılı sanıldığından daha zorlu ve çetin geçecektir.
Türk devleti ve AKP iktidarı Kürt halkına karşı yürüttüğü ve koordine ettiği imha hamlesini sadece Kuzey Kürdistan’la sınırlı tutmuyor. Kürdistan’ın diğer parçalarına da yaymaktadır. Mevcut sürdürülen imha siyasetinin bir yönü de bu olmuştur. Bir yandan, Kuzey Kürdistan’da Kürt toplumunun bütün kesimlerine karşı sindirme, teslim alma politikası yürütürken, halkın öncülerine karşı imha operasyonları düzenlenirken ve bu saldırılara bütün yönleriyle, ekonomik-siyasal ve askeri alanlarda son hızıyla sürdürürken, diğer parçalarda da aynı politikayı egemen kılmak için, çaba sarf etmekte ve koordine etmektedir. Dolayısıyla yaşadığımız sürecin bir özelliği de Kürdistan’ın 4 parçasında yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığıdır.
Şengal’de Yezidi halkımıza karşı geliştirilen 700 insanımızın canına mal olan o korkunç katliam, bir daha gösterdi ki Kuzey Kürdistan da çözüm gelişmedikçe, Kürt halkı istikrar ve huzur içinde yaşamayacaktır. Bugün Güney Kürdistan da yaşayan halkımız, en çok katliamlara maruz kalan kesimdir. Bu gelişmeler gösteriyor ki, sadece Musul ve Kerkük’teki halkımız değil, diğer alanlar da saldırıya maruz kalacaktır. Saldırıların birinci dereceden sorumlusu da Kürt halkına imhayı dayatan Türk devletidir. Bu gerçek, Güney halkımız ve siyasi güçleri tarafından gün geçtikçe daha da anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, Türk devleti ile uzlaşma değil, ona karşı mücadele yürütme zemininde birlik olanakları daha fazla güçlenmektedir. Güney güçlerinin eski süreçlerde ki gibi, Türk devleti ile uzlaşması onlara fayda getirmeyecektir. Kuzey Kürdistan’da çözüm gelişmedikçe Güney Kürdistan’da huzur bulamayacaktır.
Batı Kürdistan’da Suriye devletinin halkımıza dönük politikasının değişmesinde, Türk devletinin etkisi vardır. Suriye devleti, Adana antlaşmasından sonra bu saldırılarına ivme kazandırmıştır. Son günlerde görüldüğü gibi, Batı Kürdistan’da halkımıza dönük asimile politikaları, Kürt köyleri göçertme ve Araplaştırma politikası, Türk devletinin imha siyasetiyle bağlantılıdır. Ondan ayrı değildir.

İran devletinin halkımıza karşı yürüttüğü şiddet, demokratik güçlere karşı baskısı ve halkın öncülerine karşı yürüttüğü imha operasyonu, Türk devleti ile ortak anlaşmaları sonucudur. Ve geliştirdiği konseptin sonucudur. Yine bütün dünya demokratik kamuoyunun tepkisine rağmen, Kürt gazetecilere verdiği idam kararındaki ısrarını ve en son İran devlet başkanı Ahmedi Necat imzasıyla İran sınırında yaşayan, Güney Kürdistan’daki halkımıza yönelik köy boşaltma tehdidini bu politikadan ayrı ele almak mümkün değildir. Bu uygulamalarda İran’ı destekleyen tek ülke Türkiye’dir.
Türk devleti ve AKP iktidarı önümüzdeki süreçte Kürt halkına ve onun özgürlük hareketine karşı imha konseptini ileri noktalara taşımak isteyecektir. AKP hükümetinin ve Genelkurmay’ın uzlaşması temelinde bu saldırılar hız kazanacaktır. İçerde siyasi baskı ve askeri imha operasyonları yeni aşamalara tırmandırılmaya, çalışma yanında ise uluslararası sahada AKP’nin kazandığı yeni mevzilerini kullanarak, Kürt Özgürlük Hareketine karşı özellikle AB ve ABD nezdinde yeni yönelimler geliştirmeye çalışacaktır. ÖNDER APO’ ya karşı tecridi daha da derinleştirmeye çalışacaktır. Bütün bu nedenlerden dolayı, Kürt Özgürlük Mücadelesinin pasif savunma konumundan aktif savunma konumuna geçmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu da beraberinde yeni gelişmeler ortaya çıkaracaktır.
O halde, şu ana kadar geliştirdiğimiz ateşkes politikaları ve yürüttüğümüz pasif savunma mücadelesini nasıl değerlendirebiliriz? Yürütülen bu politikalar Türk devletinin konseptini zayıflatmak açısından, uluslararası ve bölgesel alanda düşmanı boşa çıkartmak açısından başarılı taktik hamlelerdi ve gerekliydi. Fakat mevcut durumda sürdürülmesi başarı getirmesi beklenemez ve gerekli değildir. Onlar zamanında atılması gereken adımlardı. Ve gereklerini yerine getirdi. Taktik hamlelerdi, taktik hamlelerde dönemseldir, sürekli değildir. Mevcut koşullarda gerekli olan ateşkes ve pasif savunma değil, güçlü eylemsellik süreci ve aktif savunmadır.
Aktif savunma sanıldığı gibi sadece askeri boyutu kapsamıyor. Aynı zamanda siyasal ve kitle boyutu da vardır. Ve her şeyden önce yeni ve daha üst bir mücadele aşamasını ifade ediyor. Yeni bir mücadele aşamasını yakalamak için olanak ve yetenekleri seferber etmek gerekiyor. Olanakları seferber etmek içinde, daha üst bir düzey örgütlülüğü yakalamak gerekiyor. Bunun içinde, örgütle uğraşanların çalışma tarzlarını, tempolarını güçlü ve yüksek tutmaları bir zaruret haline geliyor. Demek ki, aktif savunma salt meşru savunma savaşımız için değil, tüm özgürlük hareketimiz için yeni ve daha üst bir düzeye geçmenin ilanıdır.
Her şeye rağmen güçlerimizin hak etmediği, verilmemesi gereken kayıplarına rağmen ve yine siyasal alanda yaşanan hatalar ve pasif çalışma sonucu yaşanan zayıflıklara rağmen, Türk devleti ordusu ve iktidarıyla başarısızdır. Yürüttüğü imha hamlesinden şuana kadar hedeflediği sonuçlara ulaşamamıştır. Ve planladığı temel hedeflerine ulaşmamıştır. Mevcut durumda, bu hedeflerine ulaşmaktan da uzaktır. Kuzey eyaletlerinde askeri güçlerimizin sistemini dağıtma, güçlerimizi sıkıştırma, marjinalleştirme hedeflerini başaramamış bu çabalarına karşı, kahramanlık ve büyük inançla savaşan güçlerimiz, bu hedefleri boşa çıkarmıştır. Geçişleri engelleme çabalarına rağmen, tüm eyaletlere güç aktarımı yapıldı. Ve mevziler sağlamlaştırıldı. Yılın sonuna giderken de şimdiden yorulmuş ve gücünü yitirmiş olan gerilla güçleri değil, düşman gücüdür. Gerilla gücümüz saldırıları boşa çıkarmış olmakla beraber, karşı hamle yapmaya da daha elverişli konumdadır. Siyasal alanda özellikle Kürdistan’da bu son seçimlerde görüldüğü gibi, AKP’yi kullanarak kitle tabanımıza gerçekleri çarpıtarak, belli bir sınırlama yaratabildi. Bu tümüyle geçici bir durumdur. Legal alanda çalışanların pasif duruşlarından, bürokratik, elitleşmiş halktan uzak yaklaşımlarından, AKP’nin gerçeğini halka anlatamamalarından kaynağını alıyor. Ayrıca AKP’nin, sömürgecilik sistemi dışındaymış gibi kendini göstermesi ya da gösterilmesi ve AKP’nin bu politikayı başarıyla uygulamasından kaynağını alıyor. AKP, Türk devletinin sömürgecilik politikalarını, Kürdistan’da uygulayan güçtür. İcraatını yapan hükümettir. Gizli ve faili meçhul operasyonları yürüten jitemdir. Halka baskı yapan polistir. Aydınlara, sivillere ve demokratik güçlere ceza yağdıran yargıdır. Tüm imha operasyonlarının yürütülmesine olanak sağlayan iktidardır. AKP mevcut durumda halkımızın düşmanıdır. Ve bu gerçeği saklayabildiği için, halkın bir kesiminden itibar gördü. Fakat bütün bunlara rağmen ve devletin Kürdistan’da yürüttüğü bütün baskı ve engellemelere rağmen, uyguladığı ekonomik baskılara ve satın almalara rağmen, Kürt özgürlük hareketinin oyları ve kimliğiyle bir irade temsili olarak bir grup demokratik temsilcisini Türk parlamentosuna göndermeyi başarmıştır. Ve artık Kürt kimlikli bir grup, sömürgecilerin yasama organı içerisinde mücadele edecektir. Ve buda özgürlük hareketimiz için, yeni kazanılan bir mücadele mevzisidir. Türk devleti açısından başarısızlıktır. Bundan sonra, özellikle cumhurbaşkanlığını da eline aldıktan sonra, iktidarı temsil eden AKP’nin gerçek yüzü açığa çıkacak ve Kürdistan’da teşhir ve deşifre olacaktır. MHP ve CHP gibi tam olmasa da düşüşe geçeceği de kesindir.
Şimdiye kadar Türk devletinin uluslar arası alanda hakim kılmak istediği imha konsepti başarısız kalmıştır. Özellikle bölgesel düzeyde bu daha da geçerlidir. Mevcut durumda, Irak’taki durumların iç savaşa doğru gidişin önlenememesi, bir süre daha Türk devletinin bu politikada başarılı olamayacağını göstermektedir. Dolayısıyla Türk devletinin hem askeri, hem de siyasal alanda gösterdiği bütün çabalara rağmen, 2007’nin son dönemine girerken başarı elde etme olanağının kalmadığı, bundan ziyade özgürlük hareketimize karşı gerilemeye uğrayacağı daha baskındır. Diğer yandan özgürlük hareketimizin başlattığı aktif savunma hamlesinin başarma zemini daha yüksektir.

Aktif savunma sürecinde, HPG’nin rolünün daha stratejik bir konum arz edeceği kesindir. Özgürlük mücadelemizin ekseni yine meşru savunma savaşı olacaktır. Dolayısıyla, HPG’nin duruşu belirleyici olacaktır. Ve özellikle Sonbahar hamlesinin başarıyla yürütülmesi ve tamamlanması, yine 2007’nin askeri alanda son dönemlerinin güçlerimiz lehinde sonuçlandırılması, aktif savunma hamlesinde başarı da temel rolü üstlenecektir. HPG Bahar ve Yaz aylarında gösterdiği büyük direnişler temelinde ve yaşanan hatalardan ders çıkararak daha güçlü ve sağlam tarzları esas alarak bunu başaracaktır.
Şüphesiz aktif savunma savaşının olmazsa olmaz koşullarından biride, gerilla birliklerinin yayılması ve nicelik olarak kendini çoğaltmasıdır. Buda kuşkusuz Kürdistan gençliğine düşmektedir. Gençlik bu temelde yurtseverlik görevini yerine getirmelidir. Bu önceki dönemler gibi yüzlerle değil, binlerle olmalıdır. Ayrı yeten bu görevlerdeki kurumlarımızda seferberlik ruhuyla çalışmalıdır.
Eylül ayından başlayarak ve Sonbahar aylarının tümünü kapsayacak bir yeni mücadele dönemiyle karşı karşıya kalacağımız bir gerçektir. Bu süreçte bir daha barışı, demokrasi ve insanlık değerlerini temsil eden 1 Eylül gerçeğiyle, milliyetçiliği şovenizmi karanlık güçleri temsil eden 12 Eylül gerçeği karşı karşıya gelecektir. Şiddetli bir mücadele sürecektir. Bu mücadele belki de Kış aylarına kadar sürecektir. Böylesine çetin geçecektir. Diğer yandan halkımız hem yasal alanlarda, Türk parlamentosunda düşman merkezinde ve sistemin içerisinde ki mücadelesini kararlılıkla sürdürecek ve hem de yeniden meşru direnme hakkını serhıldan ve isyan etme hakkını kullanacaktır. Kürdistan’ın bütün alanlarında serhıldan süreci tekrar başlayacaktır. Bu çalışmalar temelinde hem meşru savunma savaşının, hem de halkın direnişi olan her iki güçlü ayak üzerinden Kürdistan’da KCK sistemi, demokratik konfederalizmin inşası, tabandan örgütlemesi daha da hız kazanacaktır.





Bi Can Bi Xwin Em Bi Terane Ey SEROK

xebatkare kurdistane: xebat_63
xebat_63 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Aktif savunma apocu militanlığı zafere götürecektir -3- xebat_63 ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri 0 10-01-2008 18:30
Aktif savunma apocu militanlığı zafere götürecektir -2- xebat_63 ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri 0 10-01-2008 18:29
Aktif savunma apocu militanlığı zafere götürecektir -1- xebat_63 ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri 0 10-01-2008 18:28
İmzada Kayan Yazı Kodu nun Aktif Edilmesi Gulasor vBulletin Genel Ayarlar ve Eklentiler 0 09-21-2008 02:21


WEZ Format +3. Şuan Saat: 22:41.

Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® JiyanBoard Version
Copyright ©2007 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0