FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   JiyanBoard.org > Dinler ve İnançlar Bölümü > Diger Inanclar > Alevilik
Kayıt ol CezalilarTüm Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
1980 Sonrası Alevilik
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
6

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-04-2008, 19:12   #1 (permalink)
::..Susa DilëMin Sikesti ye,Ez Xeyidime::..
 
Nazlican - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Üye No: 9
Mesajlar: 5,445
Konular: 2641
Referanslari: 7
Arkadaslari: (9)
Nerden: Kürdistan
Meslek: örenci
Interests: xerib
Biyografi: qaraqocanin asi kizi
Yaş: 20
Kullandigi Tesekkür: 166
Aldigi Tesekkürler: 450
Tecrübe Puanı: 150
Aldigi Puanlar: 5148
Nazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond reputeNazlican has a reputation beyond repute
Son Aktivitesi: Dün :   01:55 
Toplam Online Süresi: 2 Hafta 2 Gün 16 Saat 9 Dakika 21 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart 1980 Sonrası Alevilik

Seksenli yılların sonlarına doğru Alevilik
derlenip toparlanmış ve yeniden örgütlenmeye başlamıştır. Alevilik konulu
yayınlarda adeta bir patlama yaşanmış, birçok yayın organı çıkarılmaya
başlanmıştır. Bunlar arasında Alevilerin Sesi, Cem, Nefes, Kervan, Yurtta
Birlik, Pir Sultan Abdal ve Gönüllerin Sesi sayılabilir. Avrupa’da ve Türkiye’de
Dernekler, Vakıflar ve Dergahlar olmak üzere üç değişik çatı altında örgütlenme
hareketleri yoğunluk kazanmıştır. Bu olumlu gelişmeler sonrasında Alevilerin
bilinçli bir şekilde örgütlenmeleri ve güçlenmelerinden rahatsız olan kimi
odaklar devletin beceriksizliğinden de yararlanarak Sivas ve Gazi Olaylarını
tezgahlamışlardır.


Bu dönemde de Alevilerin ve onların
gereksinimlerinin devlet tarafından dikkate alındığını söylemek mümkün değildir.
Ancak yine devlet yükselen siyasal islam karşısında Alevileri ileri sürmekten de
geri kalmamaktadır. Devlet çok yanlış olarak, milyonlarca Alevinin yüzyıllar
boyunca ihmal edilmiş haklı taleplerini karşılayacağı yerde, 80’li yıllarda
güçlenmesine destek verdiği siyasal islamcı grupların kontrol edilebilmesi için
Alevileri kullanma yoluna gitmektedir.


Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devletin
din işlerini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı sadece Sünni Hanefi mezhebine
mensup yurttaşların gereksinimlerini karşılayan bir kurum olmuştur. Zaman zaman
bu kurumun başkanları ve görevlileri Alevileri itham edici, küçümseyici
açıklamalarda da bulunmuşlardır. Son yıllarda Diyanetin de devletin
politikalarına uyarak çarkettiğini görüyoruz. Diyanet bu politika değişikliğinin
doğal bir sonucu olarak Alevilik konusunda çeşitli toplantılar düzenlemiş
Aleviliği kendi sakat anlayışı doğrultusunda yönlendirmeye ve Aleviliği kendi
görüşleri doğrultusunda tanımlamaya çalışmıştır. Oysa Diyanet’in Aleviliği nasıl
tanımladığının Aleviler için hiçbir önemi yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığı ya
Anadolu’daki Aleviler’in inanç ve düşüncelerine saygı duyarak dayatmacı
mantığını terkederek onları oldukları gibi kabul edecek , ya da bu zamana kadar
yaptığı gibi milyonlarca Alevi’yi görmezden gelmeye devam edecektir.


Örgütlenme konusunda şunları söyleyebiliriz
: 1990’lı yıllara gelinceye kadar ki dönemde Alevilerin sınırlı bir dernekleşme
çabası içerisinde bulunduklarını görüyoruz. Bu derneklerden en eskileri ve en
bilinenleri Hacı Bektaş Veli ve Karaca Ahmet Dernekleridir. Şahkulu Derneği

ise seksenli yılların ortalarında kurulmuştur. Yine bu dönemde belirli yöre
ve köy derneklerinin de kuruldukları görülmektedir.1990’lı yıllarla birlikte
dernekleşme faaliyetlerinde de büyük artış görüldü. Bugünkü durumuna gelmesinde
devletin de büyük katkısı olan siyasallaşmış sünni İslam’ın neredeyse kontrol
edilemeyecek bir duruma erişmesinin de, Alevilerin dernekleşme, vakıflaşma türü
faaliyetlerini hızlandırdığı söylenebilir.


“Sivas Olayı”, “Karacaahmet Cemevi’nin
Yıkılması” ve “Gazi Olayı” gibi kriz zamanlarının ve bu olayların
toplumdaki yansımalarının da Alevileri inanç ve kültür alanında birleştirdiği,
birlikte hareket etme güdüsünü aşıladığını gözlemekteyiz. Pir Sultan Abdal
Kültür, Pir Sultan Abdal Canlar, Hacı Bektaş Veli ve diğer adlar
altında yüzlerce dernek hem büyük şehirlerde hem diğer şehirlerde şubeler ve
merkezler şeklinde kurulmuş bulunmaktadır. Yöresel derneklerin sayısında da
hızlı bir artış yaşanmaktadır.


Son zamanlarda ise vakıflaşma faaliyeti
yoğunlaşmıştır. Bu vakıflar arasında şunlar sayılabilir : Semah Vakfı, Hacı
Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Ehli Beyt Vakfı, Şahkulu Sultan Külliyesi
Mehmet Ali Hilmi Dedebaba Araştırma, Eğitim ve Kültür Vakfı, CEM(Cumhuriyetçi
Eğitim ve Kültür Merkezi) Vakfı . Önümüzdeki günlerde de birçok vakıf ve
derneğin kurulacağını söylemek yanlış olmaz.Yine Avrupa ülkelerinde kurulmuş iki
yüzü aşkın Alevi derneği bulunmaktadır. Bu kuruluşların tamamına yakını şu anda
Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) çatısı altında bulunmakla birlikte
AABF’ye bağlı olmayan dernekler de bulunmaktadır.


Yurtiçi ve yurtdışında yaşayan bu
örgütlenme faaliyetlerini kısaca sunduktan sonra şimdi de genel olarak sorunları
belirtebiliriz. Alevi örgütlenmesinin yaşadığı sıkıntılarda şu genel eğilimler
göze çarpmaktadır. Son tahlilde bu sıkıntıların “temsil” ve bununla ilintili
“meşruiyet” olguları ile bağlantılı oldukları görülmektedir.


Bu nedenle aslında bütün dernek ve
vakıflarca desteklenmesi gereken çeşitli girişimler, karşılıklı çekememezlik,
Aleviliğe ilişkin yorum farklılıkları ve girişimci kadronun aslında bu harekette
yer alması gereken birçok insan veya kurumu dışlaması gibi nedenlerle ne yazık
ki, başarısızlığa uğramaktadır. Bu özet değerlendirmemize kaynak oluşturan iki
önemli örnek olay vardır. Bunlardan ilk 1992’ de CEM’in öncülük ettiği “ALEVİ
KURULTAYI” girişimi ve diğeri ise 1994’te PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR ve HACIBEKTAŞ
KÜLTÜR derneklerinin öncülüğünde bir grubun yürüttüğü ALEVİ-BEKTAŞİ TEMSİLCİLER
MECLİSİ girişimidir. Önce “ALEVİ KURULTAYI” girişimi ve sonrasında yaşanan
gelişmeleri özetleyelim: 1992’deki bu girişimin aslında çok kapsamlı ve yeterli
bir ön programı vardı. Ancak daha yaşama geçirilmeden, Pir Sultan Abdal Kültür
Derneği’nin başı çektiği bir grup tarafından benimsenmedi. Bunun üzerine bu
girişimin sahibi CEM grubu, bu bölünmüşlüğün kurultaya yansımasının söz konusu
olabileceğini ve bu şekilde de Alevi hareketinde bölünmüşlüğün tescil edilmiş
olacağını dile getirerek “ortam uygun değil, halkın bu sürece hazırlanması
gerekiyor” diyerek kurultayı erteledi.


1992’deki bu girişimi olumlu karşılamamış
olan dernek ve kişilerin öncülüğünde bu kez 1994’te ”ALEVİ-BEKTAŞİ TEMSİLCİLER
MECLİSİ” girişimi başlatıldı. Yeterli katılımın çeşitli nedenlerle sağlanamadığı
bu mecliste egemen belli gruplar olarak AABF, Pir Sultan ve Hacı Bektaş Kültür
Dernekleri ve Semah Vakfı görülmektedir. Kimi toplantılarını gözlemci olarak
izlediğim bu girişim kısır tartışmalar bütün vakıf, dernek, dede, yazar gibi
unsurları içermemesi ve kimi kişi ve grupların dışlanması nedeniyle sağlıksız
bir şekilde doğmuş oldu. Bu sağlıksızlık nedeniyle olacak bugünlerde bu
eksiklikler giderilmeye çalışılıyor. Çeşitli dernek ve vakıf başkanlarıyla
yaptığım görüşmelerden, “Alevi-Bektaşi Temsilciler Meclisi” şeklinde yeni bir
yapılanmanın oluşturulacağını söyleyebiliriz.


Sonuç olarak Alevi örgütlenmesi temsil,
meşruiyet, dar kadro şeklinde sıralanabilecek geçiş aşaması sıkıntılarını
yapısında barındırıyor. Bu geçiş aşamasının doğal bir sonucu olan bu
bütünleşmeme probleminin yakın bir gelecekte çözülmesi de pek mümkün görünmüyor.
Siyasal anlamda temsil ve meşruiyet sorunlarının tek çözüm yolu, herkesi
kapsayan, yürütme kadrosunun liyakatlı, tutarlı ve saygın kişilerden oluştuğu
sağlıklı bir yapılanmanın oluşturulmasıdır. Böyle bir yapılanmanın ülkemiz sivil
toplum ortamına yeni bir dinamizm getireceğinden kuşkumuz yok.


Yaşanan bu yoğun örgütlenme faaliyetlerine
rağmen araştırma alanına ilgi duyulmadığı görülmektedir. Alevilik konusu hem
Devlet ve üniversitelerce, hem de Aleviliğe hizmet iddiasında bulunan dernek ve
vakıflarca ne yazık ki ihmal edilegelmiştir. Özellikle Türkiye’deki örgütlerin
bu tutumları oldukça üzücüdür. Gereksiz birçok alana kaynak aktaran bu örgütler
konu araştırma olunca ilgilenmemektedirler. İnanıyoruz ki bu nedenle birgün
tarih önünde hesap vermek zorunda kalacaklardır. Türkiye’deki Alevi örgütlerinde
bu konuda herhangi bir somut çaba görülmezken, Avrupa’da iki yeni araştırma
kuruluşunun kurulduğunu görüyoruz. Bu oldukça memnuniyet verici bir gelişmedir.
Alevi-Bektaşi Kültür Enstitüsü ve Avrupa Alevi Akademisi adlarını taşıyan bu iki
yeni araştırma kuruluşunun akademik gereklere uymak koşuluyla, Alevilik
araştırmaları alanına yeni bir dinamizm getireceğini umuyoruz.


Aleviler bugüne kadar sosyal demokrat ve
sol siyasal partilere yönelmişlerdir. Ancak küçük miktarda da olsa başka
partilere oy verenler de bulunmaktadır. Her ne kadar bu zamana kadar
destekledikleri siyasal partilerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
gönderdikleri milletvekillerinin kendilerine pek sahip çıkmadığı ortadaysa da
oyların sol partilere gitmeyi sürdüreceğini söyleyebiliriz.


Bugün kentleşen Aleviliğin bu yeni duruma
özgü sorunlarla karşılaştığı görülmektedir. Köyden kentlere göçlerin
yoğunlaştığı 60’lı yıllardan bu yana yaşanmakta olan bu sorunları şu şekilde
özetleyebiliriz: Göç sonucunda kitleler kendilerini yeni bir toplumsal ve
ekonomik yapılanmanın içerisinde bulmuşlardır. Kırda varolan toplumsal
kurumların yerlerini şehirlerde yeni kurumlar almışlardır. Bu bağlamda
Dede-talip ilişkileri de kopmuş Alevilik konusunda o zamana kadar devam eden
sözlü bilgi aktarımı sekteye uğramıştır. Bunun bir sonucu olarak kitleler
inançları hakkında büyük bir bilgisizleşme sürecine girmişlerdir. Özellikle genç
kuşak bu konuda bir boşluk içerisinde bulunmaktadırlar. Özellikle 1990
sonrasında yüzlerce saz ve semah kursları açılmakla birlikte bunlar bilgilenme
ihtiyacını gidermekten yoksundur. Aleviliğin tarihsel, sosyal ve dinsel
köklerinin halk kitlelerine doğru bir şekilde ulaştırılması zorunludur


alinti

Kuralları Sevmem Ama Yersiz Yere Çiğnediğim Görülmemiştir,
Kinci Değilim Ama Unutmam,Şefkat Gösteririm Ama Şımartmam,
Dalga Geçerim Ama Kırmam,Ciddiye Alırım Ama Kapılmam,
Huzur Veririm Ama Söz Vermem,Sahip Olurum Ama AİT Olmam...


Nazlican isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
1980, alevilik, sonrası



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Alevilik Resimleri... Gulasor Alevilik 0 10-30-2008 21:01
Super Utilities Pro 2008 8.0.1980 AdaR_21 Program Download 0 10-17-2008 02:06
Alevilik Nedir? Gulasor Alevilik 0 09-25-2008 22:13
Banker Bilo 1980 (DvdRip) AdaR_21 Türkce Filimler 1 09-21-2008 17:30
Kır Gönlünün Zincirini 1980 (DVDRip.DiVX) AdaR_21 Türkce Filimler 0 09-21-2008 15:44


WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:19.

Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® JiyanBoard Version
Copyright ©2007 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0