10-16-2008, 21:20
|
#1 (permalink)
|
|
Üyelik tarihi: Sep 2008
Üye No: 71
Referanslari: 0
Nerden: SoKaKLaRDaN .
Meslek: öqRenCi ..
Interests: aSi , HiRCin ...
Biyografi: aCiYi PaYLa$aN KüRT KiZi
Yaş: 18
Cinsiyet: ßayan
Tecrübe Puanı: 150
Ruh Hali:
Toplam Online Süresi: 3 Gün 13 Saat 3 Dakika 48 Saniye
|
Önderlikle yaşamak
Her şeyiyle insanları kendine çekiyordu”
CIGER MARDİN Önder APO’yu görmek ve onunla yaşamak her yoldaşın ve yurtsever insanın hayali ve özlemiydi.
Bunun nedeni kuşkusuz Önder APO’yu özgürlüğün ve kurtuluşun umudu ve teminatı olarak görmekti. Çünkü Önder APO ölüm döşeğindeki Kürt halkını yeninden diriltti ve ona özgürlük bilincini kazandırdı.
Baş aşağı giden Kürdün tarihini durdurup tersine çevirdi. Önder APO Kürt halkını diliyle, kültürüyle ve kimliğiyle tanıştırdı. Kendi gerçeğinden utanarak kaçan bir halk olmaktan çıkarıp kendi gerçeğine ve davasına sahip çıkılır bir duruma götürdü.
Binlerce kahraman yoldaşımız Önder APO’yu görme hasretiyle şehit düştüler. Bu arkadaşlar fiziki olarak Önder APO’yu görmemelerine rağmen ruhta düşüncede ve yaşamda sürekli Önder APO’yla beraber yaşadılar. Ve Önderlik çizgisinin takipçisi oldular. Zaten Önder APO’nun dediği gibi fiziki olarak görüp görmeme o kadar önemli değildir. Önemli olan Önder APO’yu ruhta ve düşüncede yaşamak ve uygulamaktır. Eğer ben ve yüzlerce arkadaş mayına basarak sakatlanmasaydık belki bizde binlerce yoldaş gibi Önderliği fiziki olarak görmeyebilirdik. Bu noktada şanslı çıktık.
1994 onuncu ayında ilk sefer Önder APO’yu gördüm. Gece Şam’daki Türkçe kampına gittik. Önderlik sabah geldi, çözümleme yaptı, o günlerde Garzan eyaletinde bazı arkadaşlar şehit düşmüştü. Önderlik çok kızmıştı. Çözümleme dört saat sürdü ondan sonra Önderlik dedi hem ülkeye hemde kitle faaliyetlerine gidecek olan arkadaşlar ayrılsın ayrıldık ve Önderlikle yemek yemeye gittik. Yemek masasının bir ucunda Önderlik diğer ucunda ise Abbas arkadaş oturuyordu. Bende Önderliğe yakındım. Abbas arkadaş yemeği bıraktı. Bende bırakmak istedim. Önderlik Abbas arkadaşa bakarak Abbas yemeği ye deyince bende tekrar yemeğe devam ettim. Yemek üstünde bile Önderlik konuşuyordu. Yemekten sonra top sahasına gittik ve tek tek söz verdik. Ve çalışma alanlarımıza gittik.
8 ay kitle faaliyetlerinde kaldım. Ondan sonra eğitim için Kürtçe kampına gittim. 9 ay kampta kaldım. Önderlik Türkçe kampına sık sık gidiyordu ancak Kürtçe kampına fazla gelmiyordu. Haftada bir bazen on günde bir geliyordu. Önder APO hem kadro eğitimiyle uğraşıyordu hemde halk eğitimiyle uğraşıyordu. Öyle bir çalışma tarzı vardı ki insanı hayretler içinde bırakıyordu. Bir yandan parti yapısına gündelik çözümleme yapıyordu bir yandan halk toplantıları yapıyordu. Bir yandan televizyon programına katılıyordu. Bir yandan da ülkedeki savaşı ve yurt dışı çalışmaları koordine ediyordu. Muazzam bir temposu vardı Önderliğin.
Çalışma tarzında ve temposunda kopukluk ve sistemsizlik yoktu. Yorulmak nedir bilmiyordu. Önder APO’yu görmek ve anlatmak sanıldığından çok çok zordur. Ancak benim Önder APO’da gördüğüm özellikler; Önder APO insanı her şeyin merkezine koyuyordu ve insanlara büyük bir değer veriyordu her yaştan insanlarla çok rahatça alıp verebiliyordu. İnsan olarak yaş farkı gözetmeksizin tüm insanlara aynı değer ve saygıyı veriyordu. Ve eşit mesafede yaklaşıyordu. Her şeyle insanları etkileyebiliyordu.ç ayrıca Önderliğin doğal bir otoritesi vardı. Ve çok heybetliydi. 1996’da Suriye askerleri Kürtçe kampına baskın yaptılar. Önderlik sabah geldi, yeni çözümlemeye başlamıştı, baktık bir gürültü geldi. Damda nöbet tutan arkadaşlardan biri silahla okulun içine girdi. Bir anda baktık kampın avlusu Suriye askerleriyle doldu. Arkadaşlar ve askerler birbirine karşı mevzi aldılar. Önderlik tam okulun kapısında dışarıda olanları seyretti. Tabi biz çok korkmuştuk. Önderliğe bir şey olacak diye arkadaşlar kamerayla çekim yaptılar. Önderlik Arapça bilen bir arkadaşı çağırdı, onların yanına gönderdi daha sonra onların sorumlusu okulun içinde geldi, elini Önderliğin omzuna koydu daha sonra Önderlik dışarıya çıktı. Durumu yatıştırdı. Kamplar hakkında devletin resmi bilgisi vardı. Güya orada uyuşturucu üretiyormuşuz gerekçesiyle baskın yapmışlardı. Önderlik çok soğukkanlı davrandı, özür dilediler daha sonra baskın yapanlar hakkında parti tarafından soruşturma başlatıldı. Daha sonra bir akşam iki general geldiler. Önderlikle görüşme yaptılar ve sorun giderildi. O dönemde birkaç farklı olay daha yaşandı yine bir gün Önderlik çözümlemeye başlar başlamaz baktık nizamiye kapısından arkadaşlar bir kızı içeri aldılar.Bir genç onu kaçırmıştı, ailesi onları kovalamışlardı arkadaşlar genci geri çevirdiler. Kızı da mutfağa koydular Önderliği görmesin diye. Daha sonra kızı bıraktılar. Bir gün yemek yiyorduk. O esnada Önderlik geldi, yemekleri karıştırmıştık. Önderlik dedi tamam madem karıştırmışsınız tabakların dibinde bir şey kalmamalı. Yine bir gün avlunun içinde dağınık haldeyken bir anda baktık Önderlik geldi. Hiç kimsenin haberi olmadan ardından apar topar Cuma arkadaş geldi. Önderlik kampın yönetiminde yer alan Hozan arkadaştan yapının sayısını sordu. Arkadaşa tam olarak bilemedi. Dedi bir çoban sürüsünün kaç tane olduğunu bilmelidir.
Önder APO’da büyük bir çekici güç vardı. Her şeyiyle insanları kendine çekiyordu. İnsan sürekli onunla kalmak ve onunla yaşamak isterdi. Üst üste saatlerce çözümleme yapıyordu. Hiç sıkılmıyorduk. Hep dinlemek isterdik. Çözümleme gücün çok yüksekti. Anlattıklarıyla insanları derin düşüncelere ve yoğunlaşma içine çekiyordu. Önderlik çözümleme yaparken insan kendini boy aynasında görür gibi kendi kişiliğini hata ve eksikliklerini ve tüm yetersizliklerini çözümlemelerde görüyordu. Önder APO salt çözümlemeyle kalmıyordu. Aynı zamanda çözümün yol ve yöntemlerini de sunuyordu. Her şeyin alternatifini ortaya koyuyordu. Bireysel olarak Önder APO’yla fazla anılarım olmadı.
Önder APO’nun kişiliğine ve özelliklerine ilişkin söylenecek ve yazılacak bir çok anı vardı. Başta da söylediğim gibi yamak ve anlatmak kolay değil. Herkesinde yapabileceği bir şey değil genel gözlemlerime göre kısaca bunları belirtebilirim.
|
|
|
|